FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON
Tedavi
Alanları
Boyun ağrıları
(boyun fıtığı,kireçlenme,strain,whiplash,postürel bozukluklar) Omuz ağrıları
(periatrit,radiküler ağrı,tendinit,bursit,artroz) Bel ağrıları (bel
fıtığı,bel kayması,bel kireçlenmesi vb.bel ağrıları) Sırt ağrıları
Dirsek,bilek, eklem,el rahatsızlıkları, Diz ağrıları
(artroz,tendinit,bursitler) Eklem ağrıları,şişliği hareket kısıtlılığı ile
beraber olan romatizmal hastalıklar Ortopedik rahatsızlıklar kırık ve
çıkıklar bağ dokusu yaralanmaları kas ve eklem incinmeleri ortopedik ve protez
ameliyatları öncesi ve sonrası rehabilitasyon Felçlilerin
rehabilitasyonu,hemipleji(inme),beyin hasarı ve omurilik zedelenmeleri sonucu
oluşan felçler,sinir yaralanmalarında fizik tedavi ve rehabilitasyon
uygulamaları Spor yaralanmaları,ligament ve tendon tedavisi,yaralanan
sporcuyu spora döndürebilme amaçlı tedavi ve koruyucu rehabilitasyon tedavileri
Skolyoz rehabilitasyonu Postür bozukluğu ve sonradan gelişmiş omurga
eğrilikleri Fibromiyalji ve diğer kronik ağrılar Romatizmal
hastalıklar Osteoporoz Tanı ve tedavisi
Fibromiyalji
Sendromu
Fibromiyalji
sendromu (FMS) nedir? FMS; yaygın kas ağrıları, yorgunluk, bitkinlik ve uyku
bozukluğu ile seyreden kronik bir hastalıktır. Toplumun % 2 kadarında görülür.
Hastalık kadınlarda çok daha sık görülür.Çocukluk çağında bile görülebilir.
Kaslarda, fibroz dokuda, bağlarda ve kirişlerde ağrı vardır. Sık rastlanan ve
sebebi tam olarak bilinmeyen bir kronik ağrı sendromudur.
Belirtileri
nelerdir? Yaygın kas iskelet sistemi ağrıları hastaların en önemli
şikayetidir. Ağrı, genellikle hastanın bir bölgesinden başlar ve bütün vücuduna
yayılır. Boyun, kürek kemikleri arası, bel, baldırlar, sırt ağrının en çok
yerleştiği yerlerdir. Ağrı, yanıcı, kemirici ve sızlayıcı olarak tanımlanır.
Ağrı günün saatleri içinde fiziksel aktivite, uyku ve stres durumuna göre
değişir. Ağrı bazen çok şiddetli olabilir. Nemli hava, soğuk, yorgunluk ve
uykusuzluk ağrıları artırır.
Hastanın genel
durumunun değerlendirilmesinde bir bozukluk yoktur, ancak hassas noktalar adını
verdiğimiz ağrı noktaları vardır.
FMS’ li hastaların
çoğunda orta veya ileri derecede yorgunluk, dayanıklılıkta azalma ve bir çeşit
tükenmişlik hali vardır, bazen yorgunluk ağrıdan daha önemli olabilir.
FMS’ li hastaların
büyük çoğunluğunda uyku problemleri vardır.Derin uyku uyuyamazlar ve gece
boyunca sık sık uyanırlar ve sabahları yorgun kalkarlar. Bazı hastalarda ise
fazla uyku vardır. Fibromiyalji sendromlu hastalarda, uykunun süresinden çok
dinlendirici olmaması önemlidir. Uykusuzluk ve yorgunluk, keyifsizlik,
ilgisizlik, dayanıklılık azalması ve tükenmişliğe yol açar.
Ruhsal yapıyı
nasıl etkiler ? Ruh halindeki değişiklikler, FMS da sık görülen bir
bozukluktur. Hastaların çoğunda bir hüzün, bir yıkılmışlık vardır. Hastaların
önemli bir kısmında depresyon bulunur. FMS’ li hastalar aynı zamanda asabi ve
tahammülsüzdürler. Bir işe yoğunlaşma ve basit problemleri çözme
kabiliyetleri azalır.
Diğer belirtileri
nelerdir? Baş ağrıları, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ağrıları,
göğüs ağrıları, sık idrara çıkma ve acil idrar yapma isteği sık görülen
şikayetlerdendir.
Ayrıca cinsel
isteksizlik görülebilir. Cinsel isteksizlik özellikle kadınlarda aile içi huzuru
bozacak kadar şiddetli olabilir.
FMS’ de çene eklemi
ağrıları, kramplar ve kulak çınlamaları olabilir.
Hastalık kimlerde
görülür? Hastalık daha çok kadınlarda görülür. Erkeklerde ve küçük
çocuklarda bile görülebilir. Menopoz döneminde görülme sıklığı ve şikayetler
artar.
Sebepleri nelerdir?
Fiziksel ve ruhsal travmalar, ekonomik kayıplar, bir yakının kaybedilmesi,
enfeksiyon hastalıkları, hormonal bozukluklar fibromiyalji sendromuna sebep
olabilir. Ayrıca genetik faktörlerin de hastalığın gelişiminde rolü vardır.
İklimin fibromiyalji sendromu gelişiminde etkisi yoktur, ancak soğuk ve nemli
hava fibromiyalji sendromunda şikayetleri artırır.
Fibromiyalji
sendromu hangi hastalıklarla birlikte görülebilir? * Kronik yorgunluk
sendromu * Migren ve diğer baş ağrıları * İrritabl kolon sendromu
(kolit) * Miyofasial ağrı sendromları * Huzursuz bacak sendromu *
Diğer romatizmal hastalıkların seyri esnasında görülebilir. Fibromiyalji
sendromu nasıl tedavi edilir ?
Fibromiyalji
sendromu tedavisinde kullanılan ilaçlar daha çok, uykuyu düzenlemek ve
depresyonu tedavi etmek, yorgunluğu gidermek amacıyla kullanılır. Antidepresan
ilaçlar etkili dozda kullanılmalıdır ve uzun süreli kullanılmalıdır. Hastanın
şikayetleri 2-4 haftadan sonra azalmaya başlar. Ayrıca kas gevşetici ve ağrı
kesiciler kullanılabilir. Düzenli ve yeterli uyku : Bu hastalar aynı saatte
yatmaya alıştırılmalıdır, yatmadan önce uykuyu etkileyecek alkol, sigara, çay,
kola, kahve gibi maddeler alınmamalıdır.
Egzersiz: Günlük
aerobik egzersizler ve germe egzersizler çok önemlidir. Ancak hasta yorucu
egzersizlerden kaçınmalıdır.
Fiziksel ve ruhsal
zorlanmalardan kaçınma: Stres ve aşırı çalışma FMS belirtilerinde artmaya yol
açar.
Fizik tedavi,
kaplıca kürleri, çevre değişiklikleri, yumuşak doku enjeksiyonları iyileşmeye
katkıda bulunabilir.
Huzursuz Bacak
Sendromu
Huzursuz bacak
sendromu ayaklarını ve bacaklarını hareket ettirmediği zaman kişinin kendini
huzursuz ve rahatsız hissetmesidir. Bu hastaların ayaklarında ve bacaklarında
sürekli bir huzursuzluk vardır. Hastalar özellikle yatağa yatınca kendilerini
çok rahatsız hissederler. Uzun süreli oturmak da aynı belirtilere yol
açabilir.
Huzursuz bacak
sendromunun gerçek sebebi tam olarak bilinmemektedir. Semptomlar tipik olarak
geceleri daha çok hissedilir. Bu hastalarda vücudun biyolojik saatinde bir
düzensizlik olduğu sanılmaktadır. Çok seyahat eden insanlarda daha sık görülür.
Bu hastalığa sebep olabilen bazı hastalıklar vardır.
Toplumun hemen
hemen %10 kadarında görülür, ancak hastalar şikayetlerini tam olarak ifade
edemezler.
Fibromiyalji
sendromu, miyofasial ağrı sendromları, spastik kolon, depresyon gibi
hastalıklarla birlikte sık görülür.
Sebepleri nelerdir
? * Genetik faktörler * Beyinde dopamin eksikliği * Fibromiyalji ve
miyofasial ağrı sendromları, depresyon * Siyatik sinir nevraljileri ( bel
fıtığı ve kireçlenmeler ) * Nöropatiler * Demir eksikliği anemisi *
Alkol, sigara ve kafein bağımlılığı
Belirti ve
bulguları nelerdir ?
Hastalar tipik
olarak baldırlarında, bacaklarında, ayaklarında nadiren de kollarında derin,
nahoş, bıktırıcı, karıncalanma şeklinde, yanıcı, sızlayıcı, ağrı ve huzursuzluk
tarif ederler. Uyuşma ve kas krampları yoktur. Bu nahoş duyuların en önemli
özellikleri şunlardır.
1. Hareketsizlik
esnasında başlar. Yatma, oturma, uçak yada otobüs yolculuğu, sinema ve tiyatro
izleme şikayetleri başlatır.
2. Hareket etme
isteği vardır,
3. Akşamları ve
geceleri artar.
4. Bu hastalar uyku
esnasında bacaklarını çok fazla hareket ettirirler. Bazen bu hareketler hastayı
uykudan uyandırabilir, veya uykunun kalitesini düşürür.
Huzursuz bacak
sendromlu hastalarda uykusuzluk yaygın bir şikayettir. Bu hastaların bir kısmı
geceleri iyi uyuyamadıklarından dolayı gündüzleri yorgun ve uykuludurlar.
Tedavisi nasıldır ?
Varsa altta yatan hastalık tedavi edilmelidir. Antiparkinson ilaçları;
pramipexole, pergolide, levodopa-carbidopa kombinasyonu (sinemet)
Narkotik ilaçlar;
codeine
Kas gevşetici ve
uyku verici ilaçlar; Benzodiazepinler
Epilepsi ilaçları;
gabapentin, lamotrigen, clonidine
Huzursuz bacak
sendromlu hastalar nelere dikkat etmelidir ?
Bu hastalar düzenli
uyku uyumalı, stresten uzak durmalıdırlar. Gerektiğinde ağrı kesici
kullanmalıdırlar. Banyolar, kaplıcalar ve masaj şikayetleri azaltır. Alkol ve
sigaradan uzak durmalıdırlar. Orta dereceli ve düzenli egzersiz belirtileri
azaltır. Kafein tüketimi azaltılmalıdır.
Osteoporoz
Osteoporoz, kemik
erimesi olarak da bilinen, kemiklerin kütle kaybetmesine yol açan ve en yaygın
görülen kemik metabolizması hastalığıdır. Kemiklerin kütle ve kalitesindeki
azalma kolaylıkla kırılabilmesine neden olmaktadır. 50 yaşın üzerinde her 8
kişiden 1’inde osteporoza bağlı omurga kırığı gelişmekte olup bu oran yaş ile
birlikte artmaktadır. Osteoporotik kırıklar olarak tanımlanan kırıklar, omurga,
kalça ve el bileği kırıklarıdır.
40 yaşları
civarında kemik kütlesi yavaş yavaş azalmaya başlar. Bu kayıp menopozdan sonra
kadınlarda östrojen hormonunun seviyesinin düşmesine bağlı olarak
hızlanmaktadır.
Risk Faktörleri
Osteoporoz riskini
artıran faktörler
* 45 yaşın altında
doğal ya da cerrahi menopoz * Kadın olmak (Kadınlar daha az kemik dokusuna
sahiptir) * İleri yaş * Ufak, tefek, zayıf yapıda ve beyaz tenli olmak
* Ailede osteoporotik kırık öyküsü (özellikle annede kalça kırığı) *
Daha önce kırık geçirmiş olmak (ön kol kırığı gibi) * İnflamatuar
(iltihaplı) eklem hastalığı yada astım varlığı * Kalsiyumdan fakir
beslenme, yetersiz D vitamini * Sigara içme, alkol kullanımı, fazla kahve
tüketimi * Fiziksel aktivitenin, hareketliliğin ve egzersizin az olması
* Bazı hastalıkların olması. Örneğin; şeker hastalığı, tiroid veya
paratiroid bezinin fazla çalışması, mide-barsak operasyonu geçirmiş olmak,
felçler, bazı romatizmal hastalıklar ve diğer bazı endokrin hormonal hastalıklar
osteoporoza neden olabilmektedir. * Erkeklerde düşük testesteron düzeyi *
Uzun süreli yatak istirahati * Bazı ilaçları uzun süreden beri veya yüksek
dozlarda kullanıyor olmak Örneğin; kortikosteroidler, lityum, antikonvülzanlar,
antiasitler, antikoagülanlar, siklosporin, tiroid ilaçları ve bazı kanser
ilaçları gibi.
Osteoporozun
Belirtileri Nelerdir?
Bel ve sırt
ağrısı Boyda kısalma, omurgada kırık Sırtta kamburlaşma, omuzlarda
yuvarlaklaşma El bileğinde kırık Kaburga kırıkları Kalça kemiğinde
kırık
Osteoporoz
Hastalığının Sonuçları Nelerdir?
Genç yaşlarda
yüksek bir yerden düşsek bile kemiğimizin kırılma riski azdır ancak osteoporozlu
bir hasta basit bir çarpma ile dahi kemiğini kırabilir.
Kırık riski yaş ile
artmaktadır. Osteoporoza bağlı kırıkların en sık geliştiği bölge omurga
kemikleridir. Her iki cinste de görülebilmesine karşın omurga kırıklarına
kadınlarda daha fazla rastlanmaktadır. Her dört kadından birinde hayatının
herhangi bir devresinde omurga kırığı oluşabilmektedir. Omurga kırığı omurga
kemiğinin bir tanesinde kısmen veya tamamen çökme, yassılaşma şeklinde
tanımlanabilir. Bu tür kırıklar belirli bir zorlanma veya yaralanma olmaksızın
öksürük veya hapşırıkla dahi gelişebilmektedir.
Hastalar boylarında
kısalma olduğunu ve omurgadaki eğilmeye bağlı kamburlaşma olduğunu ifade ederler
ve zaten bu kolayca gözle de görülebilir.
Omurga kırığı
oluşunca önce çok şiddetli bir ağrı hissedilir; daha sonra uzun süre ayakta
kalınca ortaya çıkan bel ağrısına dönüşebilir. Dolayısı ile sessiz ve sinsi bir
şekilde ilerleyebilir.
Omurga kırıkları
boyda kısalma yaptığı için göğüsteki kaburga kemikleri pelvis dediğimiz leğen
kemiklerine yaklaşarak veya temas ederek daha başka ağrıya ve iç organların
çalışmasında güçlüklere neden olabilir.
El bileği
kırıklarına da kadınlarda daha fazla oranda rastlanmaktadır. El açık biçimdeyken
elin üzerine düşme sonrası el bileği kemiklerinde kırık oluşabilir. Her beş
kadından bir tanesinde hayatının herhangi bir evresinde el bileği kırığı meydana
geldiği ifade edilmektedir.
Osteoporozlu
kişilerde karşılaşılan en ciddi kırık kalça kemiğinin kırılmasıdır. Ağrı ve iş
gücü kaybına neden olur, hastanede yatmayı ve bakımı gerektirir. Birçok vakada
tedavi ancak operasyon ile mümkün olur.Osteoporoza bağlı kalça kırıkları
herhangi bir yaralanma olmaksızın, örneğin ayağa kalkarken, yüksek bir kaldırıma
çıkarken veya inerken, gelişebilir. Ancak pek çok vakada düşme sonucu meydana
gelebilir, ki bu genç ve sağlıklı bir kişide kırığa yol açmayabilir.
50 yaşından sonra
osteoporoza bağlı kalça kırığı sayısı yaşla birlikte hızla artar. Her 7 kadından
bir tanesinin hayatının herhangi bir devresinde kalça kırığı geçirdiği ifade
edilmektedir. Kadınlarda kalça kırığı vakaları erkeklere oranla daha
fazladır.
Kırıklardan sonra
gelişen komplikasyonlar en fazla kalça kırığında görülmekte, damar
tıkanıklıkları gibi ciddi ve yaşamsal problemlere neden olabilmekte veya
akciğerde pnömoni ya da uzun süre yatmaya bağlı olarak gelişen bası yaraları
gibi sorunlar ile hastanede kalma süresi uzamaktadır.
Osteoporozdan
Korunma
Osteoporozu önlemek
için alınan önlemler: Kalsiyum, düzenli egzersiz, östrojen alınımı, sağlıklı
beslenmedir, bunlar aynı zamanda tedavi için de yararlı önlemlerdir. Farklı
tedavi seçenekleri değerlendirilirken, risklerinizin tanımlanması ve bunların
tedavileri hakkında bilgilendirilmeniz yanı sıra, yaşınızın, aktivite
durumunuzun, diğer sağlık problemlerinizin ve kişisel tercihlerinizin hesaba
katılması gerekecektir.
Sigara içenler,
içmeyenlere oranla daha fazla osteoporoz riskine maruz kalmaktadırlar. Bunun
nedeni, sigara içenlerin menopoza daha erken girmeleri, östrojen düzeyinin daha
düşük ve vücut kütle indeksinin daha az olmasıdır. Fazla alkol (günlük 100
ml’den fazla) tüketen kişilerde de osteoporoza yakalanma riski yüksektir. Alkol,
kemik yıkımını hızlandırır, bu kişilerin kemik yoğunluğu daha düşüktür ve ayrıca
alkol kullanımı düşme riskini artırmaktadır.
Sedanter yaşam ve
uzun süreli yatak istirahati de osteoporoz riskini artırır. Hareketli olmak
kolay hareket edebilme gücümüzü artırır, kas gücümüz artar ve dengemiz korunur.
Osteoporozdan hem korunmada hem de tedavi amacıyla egzersizlerden
yararlanılmalıdır.
|